« Önceki |

12/9/2009

bir vakti leyl...




aah ahh...içimde kocaman  uhtedir şimdi.
Yaşanmayan ve artık yaşanması da mümkün olmayan.
Hayallerimle birlikte gömdüğüm,
Gömerken kalbimi parça parça böldüğüm hüznümdür şimdi.
Gözyaşlarının dinmediği, kelimelerin köşe kapmaca oynadığı vakitir şimdi.
Canının parçasıyken el olmak,
Yakınken hasret duymak,
Yaşarken kaybetmekmiş kahreden,
Hüzün defterine bir yenisine kaydetmekmiş tüketen.
Bilirim bu günlerde geçer.
Kırgınlığı kalbe gömüp de gider.
Umutlar geçmişin pençesinden kurtulamamışken,
Gözler, geleceğe bakmaktan ürker...
                     Sevimm.S

4/9/2009

GÖNÜL DİLİNDEN DÖKÜLENLERİ TOPLAYABİLMEK DUASIYLA

   Ölüm hak, Allah’ın emri. “Ölümü de öldüren Rabbe secdeler olsun” diyor Sultan’uş-şuara. Bir imtihandır geride kalanlar için. Liyakatimizin hangi tarafa müstahak olduğunu gösteren önemli bir işaret. Tevekkül mü, isyan mı? Bıçağın kemiğe dayandığı andır. Bunun içindir ki, Allah “birinizin başına bir bela-musibet geldiğinde şöyle desin: ‘muhakkak ki biz Allah’tanız ve dönüşümüz yine onadır.” talim buyuruyor. Lakin öldürmeyen dert diriltirmiş. Marifet acıların-belaların üzerinde yükselebilmekmiş. Değil mi ki; “Mü’min ekin gibidir. Bir rüzgar estiğinde bükülür ama sonrasında yine dimdik ayaktadır.” buyuruyor Hz. Peygamber. Bahanesi çok olmalı sabrın ve tevekkülün. Kazanan sâbir ve mütevekkil olandır çünkü. Hayat bir otoban, yaşam bir yolculuk. Herkes farklı sürat ve şekilde yoluna devam ediyor. Hiç kimse bilmiyor kendisi için çıkışın ne zaman, nerede ve ne şekilde olacağını. Hem, çıkışın zamanı, yeri ve şekli de imtihandır geride kalanlar için. "

   Allah salih kullarından eylesin hepimizi... Salih amel işlemeyi, helal dairede yaşamayı, helal rızıklarla rızıklanmayı nasip etsin...
günahlarımıza mağfiret eylesin... düştüğümüz yerden elimizden sımsıkı tutup kaldırsın,'YÜRÜ! YA KULUM!' desin... hayırlı, doğru insanlarla karşılaştırsın..
yanlışı doğruyu ayırdedebilme yeteneği, ve bunları ayırtedebilme gücü versin...rızası istikametinde yaşatsın, inşallah Kur'an ahlakı ile ahlaklandırıp sünnet-i seniyye ile edeplendirsin..çektiğimiz sıkıntılar inşallah rızasını kazanmak için birer vesile osun.bize bu metaneti, bu olgunluğu bahşetsin Mevlam...
   Hayırlı ömürler nasip etsin ve hayırlı ölümler nasip etsin... Son nefeste imanlı bir şekilde huzuruna varabilmeyi nasip etsin...
    Hayırlı evlatlar olabilmeyi, hayırlı insanlar olabilmeyi nasip etsin... Anne-babamızı, sevdiklerimizi başımızdan eksik etmesin Mevlam...
  Aşk imiş her ne var alemde,
  İlim bir kıl-ü kal imiş ancak...

   Aşkla kalabilmeyi,
  Aşkı her daim taze tutabilmeyi,
  Hakiki bilenlerden olabilmeyi nasip eylesin...

                                                 AYŞENUR AYDEMİR

26/5/2009

***

Her müslüman kendini ölçüyü tamamlayan son pirinç tanesi bilmeli. Kendisi olmadan olmayacağının fakat kendisiyle de olmayacağının şuuruna sahip olmalıdır.
Necip Fazıl

26/5/2009

ince ağlamaklarımı bilirim ben...

İNCE AĞLAMAKLARIMI BİLİRİM BEN;
incitici sözlerden sonra...


Karşıdakinin hassas yüreğinin incineceği düşünülmeden söylenen, yazılan, çizilen, saldırı hükmündeki sözlere ağlarım. Çünkü yüreğim emanettir bana Yaratandan. İncitenin yüreği de öyle.

Bilmezler mi ki, kendisini sevsinler diye yarattığı yüreklerin hırpalanması Rabbimin hoşuna gitmez!

Bilmezler mi ki, o kalpler aynalardan dolu bir saray. Lüzumlu mu orada çirkin bir görüntünün hâsıl olması? Hiç gerekir mi kristallerden ince ince işlenmiş çiçeklerin kırılması?

İşte öfke adlı zaaf tüm bunları unutturur da insana, zihnindeki kelimeleri acıya bular. İncitici hale getirir ve fırlatır bir ok gibi karşısındakine...

İNCE AĞLAMAKLARIMI BİLİRİM BEN;

incitici sözlerden sonra...

Oysa böyle mi olmalıdır tepkiler? Hilm sahibi olmak zor mu kuluyken el-Halîm'in ?..Yumuşacık akınca sular hoş değil mi? Sel sularıyla hangi bağ bahçe beslenebilmiş ki?

İçinde karşısındakine söyleyecek sözlerini biriktirmiş patlamaya hazır bir bomba olmak ve öylece dolaşmak akıl kârı mı?

Ve en olmadık yerde patlamak...

Kalp aynalarla dolu bir saray demiştim. Erzurumlu İbrahim Hakkı merhumun dilince:


"Dil beyt-i Huda'dır; ânı pak eyle sivâdan
Kasrına nüzul eyler o sultan gecelerde..."


İşte, Sultan kasrına nüzul eylediğinde, kendini görmeli aynalarda; öfke ile incitilenlerin buruk görüntülerini değil... Burukluk yerleşir kalplere ve epeyce orada kalır. Düşüncesi bile üzer, incitir insanı. Aynalara yansır bu inciniş.

Tüm bunları düşünemeden dilinin verdiği harabiyete dur demeyen insan, farkında mıdır sözleri nereye gider? Farkında mıdır o sözler nereleri deler de ne izler bırakır?

Öfkeyi hilm de eritmek ne güzel... Karşıdakinin kalbinde çiçekler açtırmak, hoş olmayan görüntüleri bir çırpıda değiştirmek ne güzel... Hem o zaman Sultanın nüzulüne hazır hale gelir kalp. Arınır kötülüklerden, kötü emellerden. İşte hilmin en büyük semeresi: kalbi temizlemesi...

İNCE AĞLAMAKLARIMI BİLİRİM BEN;

incitici sözlerden sonra...

Öfke gelip kapıya dayandığında, bunları ve dahasını düşünmeli inceden inceye.

En iyisi gülümsemeli ve geçmeli öteye.

Geçmeli el-Halîm'in safına...

ALINTI..

21/5/2009

ağlamak geliyor içimden...



                                                 

5/5/2009

ney...


28/4/2009

***

Bu sıkıntılı zamanda nefsim sabırsızlıkla beni taciz ederken, bu fıkra onu tam susturdu, şükrettirdi. Size de faydası olur diye leffen takdim edilen bu fıkra, başımın yanında asılı duruyor.

1. Ey nefsim! Yetmiş üç sene, yüzde doksan adamdan ziyade zevklerden hisseni almışsın. Daha hakkın kalmadı.

2. Sen, ani ve fani zevklerin bekasını arıyorsun. Onun için, onun zevaliyle ağlamaya başlıyorsun. Kör hissiyatınla bu yanlışının tam tokadını yersin. Bir dakika gülmeye bedel on saat ağlıyorsun.

3. Senin başına gelen zulümler ve musibetlerin altında kaderin adaleti var. İnsanlar, senin yapmadığın bir işle sana zulmediyorlar. Fakat kader, senin gizli hatalarına binaen, o musibet eliyle seni hem terbiye, hem hatana kefaret ediyor.

4. Hem yüzer tecrübenle, ey sabırsız nefsim, kat i kanaatin gelmiş ki, zahiri musibetler altında ve neticesinde inayet-i İlahiyenin çok tatlı neticeleri var. -1- çok kat i bir hakikatı ders veriyor. O dersi daima hatıra getir. Hem, feleğin çarkını çeviren kanun-u İlahi, senin hatırın için o pek geniş kanun-u kaderi değiştirilmez.

5. -2- kudsi düsturunu kendine rehber et. Hevesli akılsız çocuklar gibi, muvakkat, ehemmiyetsiz lezzetlerin peşinde koşma. Düşün ki, fani zevkler, sana manevi elemler, teessüfler bırakıyor. Sıkıntılar, elemler ise, bilakis, manevi lezzetler ve uhrevi sevaplar veriyor. Sen divane olmazsan, muvakkat lezzeti yalnız şükür için arayabilirsin. Zaten lezzetler şükür için verilmiş.

Said Nursi

• • •

1- Belki sevmediğiniz şey hakkınızda hayırlıdır. (Bakara Sûresi: 2:216.)
2- Kadere imân eden, kederden emin olur.

27/4/2009

"AŞK" Olsun, "AŞK"ımız 'CEMAL' Olsun =)


İLK ÇOCUKLUK yıllarından gençliğe ve ihtiyarlığa kadar uzanan bir çizgide, neredeyse bir ömür boyu insanın peşini bırakmaz sevgiler, ilgiler ve aşklar. Gün olur muhatabın, ihtiyacın ve yaşın durumuna göre bu duygular da şiddetlenir. Gönül denizinin dalgaları içimizdeki sınırları zorlar, kıyıları döver âdeta. Biz miydik o sakin, o ilgisiz insan? Halimize şaşarız. Şimdi bize ne olmuştur da kaptansız bir kayık misali yalpalamaya başlamışızdır? Kalbimiz söz dinlemez. Sesimiz ulaşmaz ona. Çaresiz, ardından sürüklenir gideriz. Akıl onu dengelemeden, kalp sevgisine karşılık aramaya çıkmıştır bir kere. Aradığı bir işaret taşı da olsa, yine de değerlidir. Ömründe hiç tatmadığı hazzı tadar, hiç duymadığı coşkuyu duyarsa kim insanın kalbini yolundan çevirebilir, ona engel olabilir? Sevgi engel tanımaz, aşk ne varsa aşar. O kalp, sevdiği için her çılgınlığı yapar da, yaşadığı onca acı ve kederden sonra durgunlaşır, durulması gereken noktaya gelir, sakinleşir. Ne güzel diyor şair Abdullah Öztemiz Hacıtahiroğlu:

“Nerede bir bardaktaki sakin duruşun,

Nerede sahildeki o azgın vuruşun.”

Kalp kararında ise herşey kararındadır. Değilse, dünyamız da kararmış demektir. Aşkın gözü karadır çünkü.

Aşktan söz açacaksak, onun arka planını da görmek gerekir. Aşkın, sevginin gücüne inananlardanım. Ama bu beslenmenin, bu coşkunun kaynaklarına da inanırım. Temiz bir kaynaktan beslenmeyen bir havuz temiz olmayacaktır elbette. Günün akışı içinde, moda tabirle, bir günlük bir gecelik aşklar zaten konumuzun dışında. Aşk bir haldir, ölüm gibi, geldi mi götürür. Aşk geldiğinde, seni bütün benliğinle alır, senden uzaklara taşır. Geriye seni hatırlatan bir iz bile kalmaz. Kumsalda, dalgaların ayak izlerini silmesi gibi... Aşk dalgaları seni gerçek bir ummana ulaştırır. Sen gibi bir damlayı denize katar. Aşkın gücü de burada olmalı. Bir günde bitiyorsa sevgiler, olmaz olsun. Hesaba kitaba, yarın kaygısına dayanan tüccar kafaların, tüccar kalplerin işi olan aşklar girmesin dünyamıza. Böyle aşkların peşinden koşanlar, kendilerine âşıktırlar aslında. “Aşkın pazarında canlar satılır/Satarım canımı alan bulunmaz” diyor, bir dertli. Kalbini paraya pula satanlar bu pazarda çok ucuza gitmişlerdir. Kalbinin hazinelerinden habersiz yaşayanları sahip oldukları hangi şey zengin edebilir?

Delicesine severler de bazıları, aşkın ateşi sönmesin diye midir, sevdiklerinden uzak durmayı yeğlerler. Bir bildikleri vardır elbet, herşeyin sınavı olur da aşkın sınavı olmaz mı? Belki de yerince bir tedbirdir bu. Romeo ve Juliet’te, rahibin Romeo’ya fısıldadığı sahneyi hatırlayın. Yüreğini yakan aşkın ateşini gencin gözlerinde okuyan rahip, “ Ölçülü sev ki, sevgin uzun sürsün” dememiş miydi? Ölçü girdi mi, aklın yardımıyla karar perdesinde dolaştı mı duygular, en çılgın aşklarda bile mutluluğa yakın durur insan kalbi.

Biz de şöyle bağlayalım yazımızı:

“Aşk olsun” dedi.

“Aşkın cemal olsun” dediler.

“Cemalin nur olsun” dedi.

“Nurun alâ nur olsun” dediler.

Ne diyelim, gönülden bir aminden başka...

Selim Gündüzalp

 

22/4/2009

***


Çok yükseklerden boşluğa düşmek üzere gibiyim,

İçimde tarifi mümkün olmayan duygular hâkim,

Hani anlatmak istersin tutuklu kalır ya dil,

Kelimeler düğüm düğüm açılmak bilmez ya bir türlü,

Sessizlik izin vermez haykırışlara,

Hüzün kalbe çöker, sinede saklı kalır duygular,

Alabildiğine hicran sarar her yanı ve ;
“Kalp hüzünlenir, göz yaşarır”

Susmak, susmak, susmak…

Kimi zaman sessizlikte boğulmak,

Kimi zaman haykırışlarda yankılanmak…

Yıpranmış umutlarım ,yorgun bakışlarım var.
Sessiz düşüncelerim, ardında yarınlarım var.
Sebep çok, ses yok,
Acı var, gözyaşı yok,
Gözler var ama artık ben yokum...

                                                       sevim

 

26/3/2009

=) gülümseyin.... =)



 

Bir gülümseme ; sevginin ve insan olmanın anahtarıdır.



Bir gülümseme ; iç dünyamızın güzelliklerini , dışa yansıtır.

Bir gülümseme ; bir külfeti yoktur , fakat çok şey kazandırır.



Bir gülümseme ; evde saadet , iş yerinde muvaffakiyet.

Bir gülümseme ; başkalarına ikramda bulunmak demektir.



Bir gülümseme ; vereni fakirleştirmeden , alanı zenginleştirir.

Bir gülümseme ; bir an sürer , bazen ise ebediyen yaşar.



Bir gülümseme ; yorgun olan insanı dinlendirir.

Bir gülümseme ; ümitsiz olana neşe ve hayat bahşeder.



Bir gülümseme ; karanlık bir çehreyi aydınlatabilir.

Bir gülümseme ; satın alınmaz , rica ile elde edilemez.



Bir gülümseme ; ödünç verilmez , çalmak da mümkün değildir.

Bir gülümseme ; kendiliğinden verilmedikçe işe yaramaz.


Bir gülümseme ; ona ihtiyacı olanlara ilaç gibi gelir.

Bir gülümseme ; sevgi köprülerini sağlamlaştırır.




Bir gülümseme ; bazen bir hayat kurtarır.

Bir gülümseme ; bazen bir savaşı da önler.



Bir gülümseme ; bazen gülümsemeyemeyeni gülümsetir.

Bir gülümseme ; sadaka yerine geçer , sevap kazandırır.

Bir gülümsemeyi , gülümsemeye ihtiyacı olana bol bol verin.

Bir gülümsemeye, gülümseyemeyenlerin ihtiyacı olduğunu unutmayın!


 



Bir gülümseme ; için hiç kimse , ona ihtiyaç duymadan yaşayacak kadar zengin ve kuvvetli değildir.



İKİ İNSAN ARASINDAKİ EN KISA MESAFE GÜLÜMSEMEKTİR



--

 

SAĞLIK MUTLULUK VE HUZUR DOLU GÜNLER GEÇİRMENİZ DİLEĞİYLE...